| İDDİANAME DÜZMECE KANITLAR DAYANIYOR. |
|
İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Genel Sekreter Vekili Av. Mehmet Cengiz bugün Ankara'da bir basın toplantısı düzenleyerek "Ergenekon" iddianamesini değerlendirdi. Cengiz açıklamasında özetle şunları söyledi;
Aylardır fasiküller halinde malum çevrelerce imal edilip piyasaya sürülen iddialar nihayet ciltlenip "İddianame" adı altında 13 Temmuz 2008 günü Mahkemeye verilmişti. İlgilisi olarak bizlerin dışında herkesin elinde bulunan bu iddianame, dün akşam saatlerinde bize de ulaştı. İddianamede ileri sürülen somut iddiaları önümüzde günler tek tek yanıtlayıp, çürüteceğiz. Kaldı ki bunların tamamı tarafımızdan geçtiğimiz dönemde yanıtlanmış ve yalan oldukları kanıtlanmıştır. Öncelikle belirtelim ki; bir psikolojik savaş unsuru olarak 2455 sayfa hacminde düzenlenen iddianame, tekrarlardan arındırıldığında ve kimliklere ilişkin bölümler çıkarıldığında gerçekte 100 sayfadan ibarettir. Bu durum yalnızca bir psikolojik savaş malzemesi değildir. Aynı zamanda adil bir yargılamayı önleme amaçlıdır. Mevzuatımızda, iddianameler kısa ve özlü metinler olmak zorundadır. Savcı Zekeriya Öz, birkaç gün önce yaptığı açıklamada "soruşturmanın merkezinde İşçi Partisi ve Ulusal Kanal'ın olduğunu" söylemişti. İddianame de bu anlayışla düzenlemeye çalışılmıştır. İşçi Partisi 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu uyarınca kurulmuş ve bu yasanın güvencesi altında faaliyette bulunan bir muhalefet partisidir. Suçlananlar bu partinin Genel Başkanı, Genel Sekreteri, Genel Başkan Yardımcısı ve Merkez Karar Kurulu üyeleridirler. Suçlamaların önemli bir bölümü, bu sıfatları ile yürüttükleri siyasi faaliyetler ve parti çalışmalarıdır. Siyasi Partiler Yasası'nda Genel Başkan ile merkez karar ve yönetim organlarında görevli üyelerinin faaliyetlerinin o siyasi partiyi bağlayacağı belirtilmiştir. Yine aynı yasaya göre siyasi partiler çalışmalarını Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın gözetim ve denetimi altında yürütürler. SPK'nın 98. Maddesinde siyasi partiler hakkında dava açma yetkisi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilmiştir. Açılacak bu tür davalara da bakmaya Anayasa Mahkemesi yetkili kılınmıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca partimiz hakkında açılmış her hangi bir soruşturma ya da dava yoktur. "Cumhuriyet karşıtı faaliyetlerin odağı olduğu için" temelli kapatılması istenen bir siyasi partinin yöneticileri iktidar koltuklarını işgal etmeye devam ederken, hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca soruşturma dahi açılmamış bir siyasi partinin merkez yöneticilerinin bu tür iddialarla tutuklanmaları ve yargılanmaları ve bu yolla parti faaliyetlerinin engellenmeye çalışılması siyasal partilere ilişkin Anayasal güvenceye aykırıdır. Kaldı ki, iddialara dayanak gösterilen "kanıtların" bir bölümü uydurmadır. İddianamenin birçok yerinde ısrarla tekrar edilen ve sayfalarca dökümü yapılan "Yargıtay Krokisi", "Orgeneral Büyükanıt'a ait koruma planı", "NATO tesislerine saldırı planı", "Karargah evleri" gibi belgeler kesinlikle Partimize ait değildir. Yapılan aramalarda bu ve benzeri belgeler ya da bu belgeleri içeren CD'ler bulunmamıştır. Ayrıntılı arama tutanakları elimizdedir. Bu tutanaklarda Partimizde bu tür belgelerin bulunduğuna ilişkin herhangi bir kayıt yoktur. Nitekim el konulan malzemelerin bulunduğu çuvallar daha açılmadan Partimizde bu tür belgelerin bulunduğu basına servis edilmiştir. Arama tutanaklarında olmayan bu uydurma belgelerin dosyaya nasıl eklemlendiğini başta Zekeriya Öz olmak üzere tüm ilgililer açıklamak zorundadırlar. Partimizde bulunduğu iddia edilen "Gizli" damgalı bazı evrakların tamamı çeşitli davaların dosyalarına intikal, basında aynen yayımlanmış, kitap haline getirilmiş belgelerdir. İddianame kesinleşmiş yargı kararlarını da hiçe saymaktadır. Örneğin iddianamede bir çok yerde tekrarlanarak aktarılan "ERNK Garzan Eyaleti Karargah Komutanlığı" ve "ERNK Marmara Bölge Temsilciliği" imzalı ve mühürlü el yazması kağıtların sahte oldukları Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi'nce saptanmış ve bu sahteciliği yapan şahıs iftira ve sahtecilikten mahkum edilmiştir. Sayın Doğu Perinçek'in, 1980'lerin sonunda gazeteci sıfatıyla Bekaa'da Abdullah Öcalan'la yaptığı röportaj da yargılama konusu olmuş ve suç oluşturmadığı sonucuna varılarak beraata hükmedilmiş iken bu beraat kararı hiçe sayılarak, iddianameye tekrar aktarılmıştır. Keza "Danıştay saldırısı", "Cumhuriyet gazetesinin bombalanması" gibi olaylar yargılamaya konu edilip, hükme bağlanmış iken bu olaylarla ilgili akıl ve mantık dışı yorum ve çıkarsamalara dayalı iddialar ileri sürülmektedir. İddiaların esas dayanağı, sahte haham Tuncay Güney'in 2001 yılındaki asılsız beyanları ve servis ettiği uyduruk belgelerdir. Adı geçen Tuncay Güney ekte sunduğumuz belgelerden de anlaşılacağı gibi 01.03.2001 tarihinde "dolandırıcılık" iddiası ile gözaltına alınmış, sorgulaması sırasında evine ve işyerine götürdüğü emniyet mensuplarına 03.03.2001 gecesi bu ve benzeri evrakları teslime etmiş, malum iftiralarda bulunmuştur. Bunları inceleyen İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcılığı, iddia ve belgelerin ciddiyetsizliğini anlamış ve el konulan belgeleri iade etmiştir. İade edilen belgelerin daha sonra "Ben Ergenekon savcısıyım" diyen şahsın hükümet etmekte olduğu dönemde ısıtılıp, tekrar piyasaya sürülmesi tertibin amacını ve boyutlarını göstermektedir. 40 yıldır teröre ve çetelere karşı mücadele eden Genel Başkanımız Sayın Doğu Perinçek ve diğer arkadaşlarımıza yöneltilen suçlamalar saçma sapan iftiralardır. Suçlamalar düzmece "kanıtlara" dayandırılmıştır. Fethullahçı Gladyo'nun ürettiği yalanlar dışında tek bir kanıt olmadığı ortaya çıkmıştır. İşçi Partisi Türkiye'nin en temiz partisidir. Amerika'nın ve işbirlikçilerinin attıkları çamurlar bize bulaşmaz. Türkiye'miz içinde bulunduğu krizden İşçi Partisi ve Atatürk Türkiye'sinden yana bütün güçlerin birlikte mücadelesiyle çıkacaktır. Türkiye kazanacak, Amerika kaybedecektir! İŞÇİ PARTİSİ »
Yorum yok Şu anda hiç yorum yok.
» Yorumu Gönder
Sadece üyeler yorum yazabilir
Lütfen giriş yapın veya üye olun!. |










.jpg)
.jpg)

.jpg)
.jpg)





.jpg)

